Mehmet Ali Alabora'nın neden Türkiye'ye giriş izni yasak? Mehmet Ali Alabora kim?

Mehmet Ali Bora gezi olaylardan sonra ingiltre'de sığınma isteğinde bulanarak artık ingiliz vatandaşı olmuştur...

Mehmet Ali Alabora'nın neden Türkiye'ye giriş izni yasak? Mehmet Ali Alabora kim?
Bu içerik 14798 kez okundu.

 

Mehmet Ali Alabora 25 Kasım 1977 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Annesi ve babası sanatçı olan Alabora’nın annesi Betül Arım, babası Mustafa Alabora’dır. Mehmet Ali Alabora 19 Kasım 2009 tarihinde Pınar Öğün’le hayatını birleştirmiştir. Profesyonel anlamda ilk tiyatro denemesi Tiyatro İstanbul sahnesinde oynanan “Acaba Hangisi?” isimli oyunda olmuştur. İlk olarak tiyatro 7333_mehmet_ali_alabora_2710tecrübesini okulda oynadığı oyunlarla kazanan Alabora 1993 senesinde Özel Boğaziçi Lisesi sponsorluğunda yarı profesyonel olan “Boğaziçi Sanat” isminde bir tiyatro kurmuştur. Bu tiyatroyu Evren Ergeç’le kuran Alabora, 1995 – 1997 seneleri arasında Savaş Ay’ın sunduğu Atv’de yayınlanan A Takımı programında çalışmıştır. Bu sıralarda ismini Kara Melek isimli dizide rol alarak duyurmuştur. Ancak asıl ününü Yılan Hikayesi isimli dizide canlandırdığı Memoli karakteri sayesinde kazanmıştır. Bu dizide başrolde rol alan Mehmet Ali Alabora kendisine ciddi bir hayran kitlesi yaratmayı başarmıştır. 1999 senesinde ilk sinema filmi deneyimini yaşamıştır. Türk – Yunan ortak yapımı olan “Kayıkçı” adlı filmde başrol oynayarak sinema sektörüne giriş yapan Mehmet Ali Alabora bu sıralarda da İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nı tamamlamıştır. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde bir süre öğretim üyesi sıfatıyla görev almıştır. Ayrıca Alabora, Garajistanbul’un kurucuları arasında yer almaktadır. 2010 senesinin Mayıs ayına kadar da Garajistanbul’un yönetiminde görev yapmıştır. 29 Mart 2011 tarihinde kurulmuş olan Oyuncular Sendikası’nın da kurucu üyelerinden biri olan Alabora, bu sendikanın genel başkanı seçilmiştir.

Mehmet Ali Alabora yapmış olduğu röportaş'da;

Önce olayların en başına dönmek ve Gezi Parkı’ndaki ağaç nöbetine nasıl katıldığımı anlatmak isterim. 27 Mayıs Pazartesi gecesi Twitter’da Gezi Parkı’nda ani ve habersiz bir yıkım yapıldığı haberini alınca ben de elimden geldiğince haberi Twitter’dan yaymaya çalıştım. 28 Mayıs öğleninde, ağaç nöbeti tutanlara yapılan biber gazlı sert müdahalenin ardından, gece Gezi Parkı’na gittim ve oradan tweet atarak Park’tan haberler vermeye, fotoğraflar paylaşmaya başladım. O gece Park’ta 500 kişi civarında bir kalabalık vardı. Park’ta kalmadım ve eve döndüm.
 
Ertesi akşam yani, 29 Mayıs Çarşamba akşamı tekrar Park’a gittim. Park’taki kalabalık 1000 kişinin üzerine çıkmıştı, halaylar çekiliyor, şarkılar söyleniyordu. Bir festival havası vardı. O gece de orada kalmadım ve gece yarısından sonra ayrıldım. 30 Mayıs Perşembe sabahı çadırlara yapılan müdahale haberini aldım ve sabah 07:30’da tekrar Park’a gittim. Kısa bir süre sonra geri döndüm.
 
30 Mayıs Perşembe akşamı tekrar Park’a gittim. Yaklaşık 10.000 kişi olduğunu tahmin ettiğim bir kalabalık vardı, bir gece önceki festival havası daha da büyüyerek devam ediyordu. Gezi Parkı’nda ağaçları korumak için başlatılmış olan nöbet, sabah yapılan ağır polis müdahalesinin de etkisiyle, katılanların farklı fikirlerini de dile getirdikleri bir hale dönüşmüştü. O gece saat 21:45’te, daha sonra beni hedef haline getirmek için kullanılan şu tweeti attım:
 
“Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hala anlamadın mı? Hadi gel. #direngeziparkı”
 30 Mayıs Perşembe akşamı tekrar Park’a gittim. Yaklaşık 10.000 kişi olduğunu tahmin ettiğim bir kalabalık vardı, bir gece önceki festival havası daha da büyüyerek devam ediyordu. Gezi Parkı’nda ağaçları korumak için başlatılmış olan nöbet, sabah yapılan ağır polis müdahalesinin de etkisiyle, katılanların farklı fikirlerini de dile getirdikleri bir hale dönüşmüştü. O gece saat 21:45’te, daha sonra beni hedef haline getirmek için kullanılan şu tweeti attım:
 
“Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hala anlamadın mı? Hadi gel. #direngeziparkı”
 
Bu tweet’im kullanılarak sürekli hedef haline getirildim, getirilmeye de devam ediyorum. Hedef gösterilmemden itibaren bu tweet’e bağlı olarak tehdit mesajları alıyorum. Bu tweet’te ne demek istediğimi sizlerle paylaşmak isterim.
 
Ben Gezi Parkı’na 28 Mayıs’ta ağaçları ve İstanbul Kültürü’nü korumak için gittim. Üst üste uygulanan şiddet sonucunda mesele, ifade özgürlüğüne karşı uygulanan şiddeti protesto etmek haline dönüştü. Devamında da oraya gelenler, kendilerini ifade edemediklerini düşündükleri diğer meselelerde kendilerini ifade etmeye başladılar. Bu benim için de geçerliydi. Benim için mesele Gezi Parkı kadar Emek Sineması’nın yok edilişi, Şehir Tiyatroları’ndaki yönetmelik değişikliği, Devlet Tiyatroları’nın kapanmak üzere oluşu, Kadıköy’deki Kuşdili Çayırı, Haydarpaşa Garı gibi birçok meselenin ifade edilmesi haline geldi. Mesele “sadece” Gezi Parkı değil derken, bunu kast ediyordum.
 
O gece yaşanan ve tamamıyla barışçıl demokratik bir atmosferde geçen protestonun sabahında polis sabah saat 05:00’te öncekilerden çok daha ağır bir müdahale gerçekleştirdi. Ondan sonra olayların nasıl geliştiğini hepiniz çok iyi biliyorsunuz.
 
1 Haziran’dan sonra gelişen süreçte önce İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’ya, sanatçılar olarak şiddetin durması için kendisi ile görüşmek istediğimizi belirten bir çağrı yaptık.

3 Haziran’da kendisi beni cep telefonumdan bizzat arayarak Beşiktaş’ta o sırada devam eden, göstericiler ve polisin karşı karşıya gelmesi sonucu oluşan yüksek tansiyonun düşürülmesi için aracı olmamı istedi. Ben de muhatabın ben olmadığımı belirttim. Bu tür konularda Taksim Dayanışması ile irtibatta olmalarının daha sağlıklı olacağını söyledim.
 
4 Haziran’da Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Turan beni arayarak, tansiyonun düşmesi için Taksim’deki olayların temsilcilerini hükümet yetkilileri ile görüştürmek için aracı olabileceğini belirtti. Ben de muhatabın ben olmadığımı söyledim ve bu teklifi Taksim Dayanışması’na ilettim.
 
Olayların Gezi Parkı dışına çıktığı 1 Haziran tarihinden beri, 10 gün boyunca toplamda 14 tweet attım, 11 retweet yaptım ve 5 kişiye de cevap yazdım. 1 Haziran’dan beri tansiyonun düşmesi ve diyalog ortamının sağlanabilmesi için elimden geleni yapmaya çalıştım. Hedef olarak sürekli benim tweet’lerim ve benim Twitter’daki aktifliğim gösterilmektedir. Ben şu an 700.000 takipçisi olan, 4 yıllık bir kullanıcı olarak bugüne kadar toplam 2.792 tweet attım. Twitter kullanıcılarının çok iyi bilecekleri gibi bu normal bir kullanıcının çok çok altında bir rakamdır. 

Baba Mustafa Alabora, oğlunun yaşadıklarına ilişkin çok konuşalacak açıklamalar yaptı. Alabora, "Bu mücadelede kırgın mısınız?" sorusuna “Hayır hiç kırgın değilim. Ben sadece dostlarıma kırılırım. Çünkü onları ben seçtim ama siyasileri ben seçmedim. Onun için asla kırılmam ve kinlenmem. Oğlum yaşıyor onlar öldü” şeklinde yanıt vermişti.

O olaylar'dan sonra  Mehmet Ali Alabora  İngiltere'de siyasi sığınma istediğinde bulundu  ve bu isteğinin kabul edildiği, ardından da İngiliz vatandaşlığına kabul edildiği öğrenildi. Şuan ingiltre'de yaşamını sürdürmektedir..

 .

 

 

 

Mehmet Ali Alabora Mustafa Alabora Mehmet Ali Alabora ingiliz vatandaşımı oldu?
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tanju Çolak'ın eşi Aysu Çolak kimdir kaç yaşında?
Tanju Çolak'ın eşi Aysu Çolak kimdir kaç yaşında?
Beşiktaş maçı saat kaçta hangi kanalda yayınlanacak? Dinamo Kiev- Beşiktaş maçı bu akşam 22.45'te  TRT'de..
Beşiktaş maçı saat kaçta hangi kanalda yayınlanacak? Dinamo Kiev- Beşiktaş maçı bu akşam 22.45'te TRT'de..